Merhaba herkese, salgının başladığı sıralarda sizlere evimizden müzeleri gezebiliriz demiştim hatta bazı linkler paylaşmıştım. (Sayfaya buradan ulaşabilirsiniz: Sanal Müze Mi?)
Salgının birinci yılını bitirdiğimiz şu zamanlarda artık iyice hepimiz sıkıldık. Belki de pişmanlıklarımız arttı. Keşke zamanında şu ertelediğim geziyi yapsaydım diyenleriniz olabilir. -benim gibi 😦 – Özellikle de gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi sevenler çok zorlanıyor biliyorum.

İşte bugün sizi böyle bir aile ile tanıştırmak istiyorum. Çok sevdiğim ve acaba bu sefer nereye gidecekler diyerek heyecanla takip ettiğim arkadaşlarım Özlem ve Melih ile tanıştırmak istiyorum. Birde dünya tatlısı oğulları Mete 🙂
Evet doğru duydunuz bu ailemiz çocukları ile birlikte tüm dünyayı keşfediyorlar. Kimi aile aman burnu akmasın, düşmesin, hastalanmasın derken onlar korkmadan bu işi başarıyorlar! Sanırım konfor alanından çıkmayı başarmak yaşamda geri kalmamak adına çok ama çok önemli.
Belki de daha önce bazı dergi ve gazetelerde onların hikayelerine denk gelmişsinizdir. Okumadıysanız bu yazıdan sonra sosyal hesaplarından ve web sayfalarından takip edebilirsiniz. Sadece gezmekle kalmayıp bilgi paylaştıkça çoğalır diyerek edindikleri bilgi ve tecrübeleri teknolojiyi kullanarak herkesle paylaşıyorlar. Eminim ki seyahatinizi daha planlarken başvuracağınız bir ansiklopedi gibi olacaklardır!
- Merhaba Özlem ve Melih, öncelikle sayfama hoş geldiniz demek istiyorum. Salgın sürecinde çok fazla evlerimizde kaldık ve gezme hayalleri kurduk 😀 Çok eski arkadaşlarım olarak biliyorsunuz ki hep sizi ilgiyle takip ediyorum. Acaba bu sefer nereye gidecekler diye 😉 ve bunu blog sayfamı takip edenlerle de paylaşmak istedim. Salgın sürecinde herkes biraz özüne döndü diyebiliriz. Belki de önceliklerimizi belirleme fırsatı yakalamış olduk diye düşünüyorum. Yeni yerler görme ve farklı kültürlerle tanışma hayali olanlar ama bunu erteleyenler varsa belki pişman oldular bu süreçte. İnşallah birgün bu virüs hayatlarımızdan çıkıp giderse nereden başlayalım yurtdışını gezmeye onun planlamasını yapabiliriz. Belki de uyanmak, silkelenmek için sizin deneyimleriniz bulunmaz nimet bu kişiler için 😀 Hadi bize kendinizi ve bu “izinthengit” macerasına nasıl başladığınızı anlatın?

– Merhaba Ezgi. Güzel cümlelerin ve nazik davetin için çok teşekkürler 😊 Umarım okuyucuların bizden sıkılmazlar 😊 Hikayemiz şu şekilde başladı; bizler aslında sıradan sayılabilecek insanlarız. Okul süreçlerimiz bitip, hayatlarımızı birleştirdikten sonra ortak duygularımızın açığa vuruluşu diyebiliriz. Hayatlarımızı birleştirdikten sonra yaşadığımız çevrenin bize yetmediğini farkettik. Yeni yerler, yeni kültürler ve yeni hayatları keşfetmenin bir süre sonra istediğimiz tek şey olduğunu anladık. Daha sonra hayatımızı bu eksene kaydırdık. Her gittiğimiz yer öncesi planlamada duyduğumuz heyecan, gittiğimiz yerdeki “o an” larımızdaki mutluluk ve döndükten sonra bizi huzurlandıran bir yaşam biçimi bizi bir sonraki rotamıza hep hazır tuttu.
– Bir süre sonra edindiğimiz bu tecrübeleri aktarma ihtiyacı hissettik. O zamana dek hep “alan” tarafta olmak yerine, “veren, yardımcı olan” konumunun doğru olacağına inanarak bir blog sayfası açmaya karar verdik ve izinthengit’i hayata geçirdik 😊
–Özetle izinthengit; öğrendiğimiz yeni bilgiler ile sahip olduğumuz yapımız arasında kurulan dengenin ürünü.
- Sizin gibi gezip görme merakı olan ama nereden başlayacağını bilemeyenler için öneriniz nedir? Sizce ilk önce yurtiçi mi yurtdışı mı? Hadi tüyolarınızı paylaşın bizlerle 🙂

–Aslında sorunun cevabı çok basit. Ne istiyoruz? Evet ne istiyoruz? Eğer bu soruya cevap bulabilirseniz gerisi tam bir çorap söküğü… “İşte sorun da bu, ne istiyorum onu bilmiyorum ki” diyebilirsiniz. Dilerseniz biraz bunu açalım. Bir film izlersiniz, filmde gördüğünüz bir yeri aşırı beğenirsiniz bu oraya gitme sebebiniz olabilir. Bir arkadaşınızın anılarını dinlersiniz, siz de onları yaşamak isteyebilir ve oraya plan yapabilirsiniz. Bir fotoğraf karesi görürsünüz, o karenin çekildiği yere gitmek, orada siz de fotoğraf çekmek/çektirmek isteyebilirsiniz. Bir yemek duyar veya görürsünüz. Merak eder, tatmak istersiniz ve oraya gidersiniz.
–İşte tam olarak ne istediğinize karar verebilirseniz yurt içi veya yurt dışı ayrımı ortadan kalkacak ve güzergâh kendiliğinden belirecektir.
–Biz rotalarımızı hep bu şekilde belirledik. İzlanda’da gayzerler nasıl su fışkırtıp, siyah kumdan nasıl sahil olabilir acaba deyip oraya gittik, Svalbard’da 24 saat karanlık ne demek ki deyip oraya gittik, safaride gece vahşi hayvanların ortasında çadırda kalabilir miyiz acaba deyip Serengeti’ye gittik, O dergi kapağındaki fotoğraftan ben de çekmek istiyorum diyerek Amalfi’de soluğu aldık, canımız gerçek bir baklava istedi Gaziantep’e kaçtık, kuzey ışıkları ne olabilir acaba diyerek Norveç ve İsveç kuzeyine çıktık, nasıl bu kadar teknolojik bir yer olabilir diyerek Japonya’daydık, hadi Kapadokya’mız geldi bizim diyerek koştuk Kapadokya’ya gibi belirdi bizim seyahatlerimiz 😊
–Yukarda yazdıklarımızın gerçekleşebilmesi için gerekli olan en önemli hususu belirtmeye geldi sıra. Ne istiyoruz? Sorusuna cevap bulabiliriz ama bunun için yeterli bütçeye sahip miyiz? Maalesef maliyetler bazen isteklerin önüne geçebilmekte. Artan giderler yüzünden istenilenler bir türlü gerçekleşmeyebilir. Ancak alternatif planlar ve maliyeti azaltarak seyahati gerçekleştirmek ise yine neyi ne kadar istediğinizle doğru orantıda olacaktır. Uçakla değil de otostop ile, restoranda yiyerek değil de sandviçle veya otel yerine couchsurfing yaparak istediklerinizi gerçekleştirebilmek mümkün. Yeter ki siz ilk soruya bir cevap bulun…
- Mete hayatınıza girdi ve ben biliyorum ki anne karnında zaten gezmeye başlamıştı. Çocukla gezme deneyimi nasıl bir şey? Buna nasıl cesaret ettiniz? Yeni anne-baba olan ya da çocuğu ile gezmeyi göze alamayanlara önerileriniz nedir? Korkmalılar mı yurtdışından?

–Evet anne karnındayken Alp Dağları’nın tepelerinde gezmekte, İtalya’nın güneyinde denize girmekteydi 😊
–Doğduktan sonraki sürece gelecek olursak, dünyada milyarlarca insan var ve bizler bunların sadece 3 tanesiyiz. Her insanın farklı hayatı, her yerin farklı tarafları ve her anın farklı yaşanışı söz konusu. Ama işin özünde şu an için yaşam olan tek gezegen Dünya. Ve neden biz sadece doğup, büyüdüğümüz çevrede sınırlı kalalım? İyi veya kötü bize katacağı çok şey varken neden bunu gerçekleştirmeyerek bir dünya insanı olmayalım? İşte biz Mete’nin bir dünya insanı olmasını ve sahip olacağı vizyon ile bu dünyaya daha fazla katkı sağlayacağına inandığımız için ona bu hayatı yaşatmayı tercih ettik.
-Bizler son dönemin anne babaları olarak konfor alanı geniş insanlarız. Kimse konfor alanının dışına çıkmak veya çıkarılmak istemiyor. Ama bizim hayat görüşümüz; Mete dünyaya geldiğinde bizim sahip olduğumuz hayat içerisine dahil oldu, biz onun hayatına girmedik! Biz nasıl bir hayat yaşıyorsak o da o hayata adapte olmak zorundaydı. İşte kilit nokta burası. Çocuklar dünyanın en masum ve en temiz varlıkları. Güzel bir yaşam için ise ebeveynlerinin gözlerinin içine gülerek bakmaktalar. O tertemiz beyinleri birer boş tuval gibi. Siz oraya hangi resmi çizerseniz size üreteceği ürün o renkler dahilinde olacaktır. Ve ressam sizsiniz.
–Asla korkulacak bir durum değil, aksine çocuğunuza kattıklarını gözlemlediğinizde sizi aşırı derecede mutlu edecek bir şey yurt dışı seyahati. Şunu hep akılda tutmakta fayda var, gideceğiniz yerlerde de bebekler doğup büyüyor ve oralarda da oluşan ihtiyaçlar olması gerektiği gibi karşılanıyor. O yüzden asla endişelenmeden bebeğinizi+çocuğunuzu alarak yurt dışına gidebilirsiniz. En ücra köşede bir yoğurt, en kaotik yerde bir doktor, en ilkel yerde bile yiyebileceği bir şeyler bulabilirsiniz.
- Geziye başlamadan önce nereye gideceğinize nasıl karar veriyorsunuz? Kim nasıl hazırlıklar yapıyor da karar veriliyor ve biletler alınıyor?

–Sanırım erken davranıp Karar aşamasını 2nci soruda cevaplamışız 😊 O zaman hazırlık safhasına geçelim. Seyahatlerimize ait tüm hazırlık (bilet, rezervasyon, alım vb.) ve gezilecek yer ile ilgili bilgiler bana ait. Bunu yapmaktan çok keyif aldığımdan mı ya da Özlem’in bu safhayı çok sevmediğinden mi bilmiyorum ama bu hazırlıkları her daim ben severek yapıyorum. Bunları hallettikten sonra Özlem sahneye çıkıyor. Hem bir anne hem bir eş hem de benim modelim olarak hazırlıklara başlıyor. Kendisinin ve Mete’nin giyeceklerinin yanında, özellikle Mete’ye ait ilaç, oyuncak ve yiyeceklerini özenle hazırlıyor.
- Çektiğiniz fotoğraflar harika oluyor. Bildiğim kadarıyla Melih bu konuda mesai çok harcıyor 😉 Daha öncesinde bir hazırlığınız oluyor mu mekân seçimlerinde, kıyafet seçiminde, günün hangi saatinde çekeceğiniz ve nasıl pozlar verileceği mekâna gitmeden planlanıyor mu? Bu gibi ayrıntılar sizin için ne kadar önemli?

–Öncelikle çok teşekkürler 😊 Beğenmene sevindim. Evet benim için çok özel bir nokta fotoğraf konusu. Her şeyin azaldığı hayatımızda artan tek şey biriktirdiğimiz anılar. Bu anıların en güzel hatırlatıcıları ise fotoğraflar. Gittiğimiz yerlerin araştırmalarını yaparken beni oraya çeken şeylere ulaştıktan sonra oraya kendi bakış açımla bakıp, beraberimde getirmek de benim için çok önemli. Bu yüzden fotoğraf kırmızı çizgim diyebilirim 😊
–Seyahat öncesi fotoğraf çekmek istediğim yerleri belirliyorum. Bunlar için genel olarak sosyal medyadan beslendiğimi söyleyebilirim. Ardından Özlem’i bilgilendirip, oraya uygun ne giyebileceği konusunu planlıyoruz. Daha sonra sahip olduğum ekipman (fotoğraf makinesi, drone, telefon) ile nasıl çekimler yapabileceğimi düşünüyorum. Oraya gittiğimizde ise geriye sadece düğmeye basmak kalıyor. Günün hangi saatlerine ışıktan ziyade kalabalığı dikkate alarak karar vermeye çalışıyoruz ama çok başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz. Bu arada poz verme konusunda doğuştan uzman olan Özlem için ayrı bir çalışmaya gerek kalmıyor 😊
- Çok merak ettiğim bir soru var, gittiğiniz yerde önceliğiniz ne oluyor? Konfor, hijyen, fiyat, ulaşım, gezmek istediğiniz yerler…vs

–Sanırım buna net “şudur” cevabı vermemiz çok zor. Çünkü kriterlerin hepsi birbiriyle alakadar. Ama ağır basan etken ise görmek ve yapmak istediklerimiz. Evimizden oralara gitme amacımız bunlar olduğu için onun uğruna diğer kriterler şekilleniyor. Nasıl mı? Mesela Japonya’da merkezde konaklama fiyatlarının çok yüksek olması sebebiyle couchsurfing tercih edip, futonda 5 gece uyumak bizim önceliğimiz olurken, Fas, Ürdün gibi ülkelerde bunun yerine en hijyenik ve en konforlu yerleri tercih ediyoruz.
–Öncelik diyemesek de, ısrarcı olduğumuz bir diğer konu ise yapmak/gezmek istediklerimiz. Pahası ne olursa olsun Kobe eti yemeden, Husky köpekleri ile o kızak macerasını yaşamadan veya dünyanın en yüksek binasına çıkmadan gibi hayalini kurduğumuz şeyleri yapmadan dönmek istemiyoruz.
- Ben ilk defa gittiğim bir yerde özel araç kullanmaktan keyif almıyorum. Çünkü özel araçla bence o şehrin içine giremiyorsun. Toplu taşıma sayesinde kültürü daha çok özümsüyorsun gibi geliyor. Bir yeri öğreneceksem özellikle yürümeyi sonrasında da gerekliyse toplu taşıma kullanmayı tercih ediyorum ve bu bana keyif veriyor. Siz ne düşünürsünüz bu konuda?

-Aslında bu gittiğin şehre ve ülkeye göre değişiklik gösteriyor. Mesela bir Barselona, bir Amsterdam gibi şehirleri gezeceksek, oralarda özel araç kullanmaktan ziyade yürümek veya toplu taşıma kullanmak yapılacak en güzel şey. Çünkü bu sayede içinde bulunduğun yerin kültürünün kokusunu çok derinden alabilir, yaşamlarını yakından gözlemleyebilirsin. Ayrıca toplu taşımanın adeta şart olduğu Tokyo, Paris, Londra gibi şehirlerde istemeden de olsa özel araçtan uzak kalma durumu olacaktır.
-Ama İzlanda İskoçya gibi şehirlerinden ziyade şehirlerden uzak yerlerde aradığınızı bulacaksanız özel araç sizin olmazsa olmazınız haline gelebilir.
-Bu konuda bizim gibi çocuklu aileler için bir şey söylemek istiyorum. Her ne kadar bu husus şehre veya ülkeye göre değişiklik gösterse de havalimanından kiralayacağınız ve yine havalimanlarına bırakacağınız özel araçlar size ve çocuğunuza çok büyük rahatlık olacaktır.
- Uzak doğuya da kuzey kutbuna da gittiniz. Yemek olayını nasıl çözüyorsunuz? Her şeyin tadına bakıyor musunuz? Mesela ben bu konuda biraz ön yargılıyım. Hemen öyle her şeyin tadına bakamam yiyemem! Bildiğim yada güvenebileceğim yerlerden ve bildiğim tatlardan başlamayı tercih ederim. Sonradan açılırım, bir kaç gün sonra 😀

–Ben neredeyse bulduğum her şeyi yiyorum (gereksiz olduğunu düşündüğüm börtü böcek vb. hariç) 😊 Ama Özlem biraz daha gelenekselci ve yeniliklere benim kadar açık değil.
–Gittiğimiz yere ait yöresel ve varsa özel yemeklerini denemeye çalışıyoruz. O yemeği yiyeceğimiz yeri ise ya gitmeden planlıyor ya da oraya vardığımızda yerel halka danışarak belirliyoruz.
–Yemek yemek için her zaman bir restoran veya bir kafe aramıyoruz. Bazen bir sokak satıcısı, bazen hazır yemek bizi mutlu edebiliyor. Tüm bunların yanında, dünyanın her yerinde bulunan hamburger zincirleri ise her daim bizim hayat kurtarıcımız. Amacımız sadece karın doyurmak olduğunda, adresimiz genelde buralar oluyor.
–Eğer seyahatlerimizde mutfağı olan bir konaklama (ev, apart otel vb.) tercih etmişsek, özellikle Mete için yanımızda toz tarhana vb. götürüp, oradaki marketlerden aldığımız kahvaltılık, sebze vb. ile kahvaltı ve yemekler yapıp yiyebiliyoruz.
- En unutamadığınız yer-ülke, tadı damağınızda kalan yiyecek, sizi en etkileyen kültür ve en çok şaşırdığınız insanlar-toplum hangisiydi?
Bu soruyu ayrı ayrı cevaplamak istiyoruz 😊
Melih
En unutamadığım yer; SVALBARD.
Tadı damağımda kalan yiyecek; KOBE Eti.
En etkileyen kültür; Japon Kültürü,
En çok şaşırdığım toplum; Masai toplumu.
Özlem
En unutamadığım yer; Bali ve İzlanda.
Tadı damağımda kalan yiyecek; KOBE Eti.
En etkileyen kültür; Japon Kültürü,
En çok şaşırdığım toplum; İzlandalılar. (aşırı kibar, sağduyulu, iyiliksever, misafirperver)
Mete
Japonya 😊

- Yurtiçi veya yurtdışı fark etmez bir yere gitmeye karar verdiğimizde planlama sıramız nasıl olmalı? Bir bilgisayarcı olarak sorarsam gezi algoritması nasıl olmalı?
a) İlk olarak “ne zaman” sorusu! Oraya ne zaman gideceksin veya gitmen gerekir? Diyelim yaz tatilin, yıllık iznin var. Yurt dışında bir ülkeye gitmeyi düşünüyorsun, o zamanlarda oralar nasıldır, mevsim ne durumda ve görebileceğin/kaçırabileceğin festival, etkinlikler var mı? Gidilecek yerin yüksek sezonu, düşük sezonu var mı?
b) Süre: Yurt dışına gidelim dedik. Sana kaç gün yeter? Ne kadar yeri, kaç şehri, kaç ülkeyi gezmeyi planlıyorsun?
c) Ulaşım: Gitmek istediğin tarihlerde ulaşım olanakları nasıl? O tarihlerde fiyatları ne durumda? Eğer bütçene uygun değilse, uygun olan tarihler için planlarını değiştirebilir misin?
d) Konaklama
e) Vize
f) Gezi planlaması: Yukardaki başlıkları hallettikten sonra içini doldurmada sıra. Görülecek yerleri, yapılacakları gün gün planlamak size çok zaman kazandıracaktır.
g) Valiz hazırlama
- Şöyle durup bir baktığınızda size gezmek neler kattı? Ben en çok buna bakıyorum gezilerde. Yeni bir tat, doku, tarih, anı, heyecan bana ne kazandırdı bu çok önemli benim için. Kendinizi düşündüğünüzde ilk gezi ile son yaptığınız gezi arasında nasıl bir evrilmeden geçtiniz?

–Biz seyahatlerimize, henüz genç ve aslında en değerli şey olan “sağlığımızın” yerinde olduğunu ve bunu kaçırmamamız gerektiğini düşünerek başladık. İyi ki de başlamışız. Günümüz dünyasının son durumu ortada. Covid-19 sebebiyle sağlığın ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz.
–Beden sağlığı kadar ruh sağlığının da önem arz ettiği yaşamlarımızda, bunları korumanın en güzel yolunun mutlu olmaktan geçtiğini biliyoruz. İşte biz de seyahat ettikçe mutluluğu çok daha az şeylerle yakalayabildiğimizin farkına vardık. Bir manzaranın, bir festivalin, bir sokak lezzetinin, bizi çok mutlu edebileceğini gördük. Bu sayede de sürekli ruhumuzu doyurup, bedenlerimizi besledik.
-Önceden “sorun” olarak gördüğümüz şeylerin aslında o kadar da sorun olmadığını öğrendik. İnternetimizin yavaş çekmesi, insanların içecek su bulamamasından daha önemli olmaması gibi…
–Birlikteliğimiz, birbirimize olan sevgimiz ve gübenimiz arttı. Yeni bir yeri beraber keşfedip, yeni bir tadı birlikte tadıp, yeni bir manzaraya birlikte bakmamız, oluşan problemlerin beraber üstesinden gelmemiz, birbirimize olan kenetlenmeyi ve güven duygumuzu artırdı.
-Yeni insanlar, yeni yaşamlar ve yeni kültürler tanımamıza olanak sağladı. Yeni teknolojilerle tanışmamıza neden oldu. Farklı deneyimler ile tanışma fırsatlarımız oldu. Dünyanın en hızlı roller coster’ına binmek, en yüksek binasına çıkmak, en kuzeye gitmek, 24 saat karanlığı yaşamak gibi…
İ-lk gezilerimizde büyüklüğünden endişe duyduğumuz dünyanın, aslında her yerine ulaşılabilecek kadar küçük olduğunu son gezilerimizde anlamaya başladık.
–Ayrıca; “Uzak” kavramının aslında “ulaşım süresi uzun” olduğunu; kötü hava diye bir şeyin olmayıp, doğru giyinmeyen insanın olduğunu, uyumak istendiğinde bunun ayakta bile yapılabileceğini, açlık süremiz uzadığında bundan ölmeyeceğimizi, turist tuzaklarına nasıl düşmeyeceğimizi, maliyetleri nasıl kısabileceğimizi ve dünyanın aslında boşlukta dönen bir toptan ibaret olduğunu öğrendik diyebilirim…
- Son olarak bu gezilerinizi planlama, gezi sırasında ve sonunda teknolojiden faydalanıyor musunuz? Ya da ne gibi teknolojileri kullanıyorsunuz? Biliyorum ki Melih, sen gezilerinizin fotoğraflarını profesyonel kameranla çekiyorsun hatta sonrasında işin içine drone kattın. Bu sayede seyahatleriniz sonrasında harika videolar hazırlıyorsun.

-Teknolojisiz bir gezi, bir dalgıcın tüpsüz dalışı diyebilirim. Evet teknoloji seyahatlerimizin her anında var. Baş rol oyuncusu ise şüphesiz “internet”. Hatta bazen şunu düşünüyorum, internetten önce insanlar seyahat etmeyi nasıl başarıyorlardı? Gerçekten onları kutlamak lazım.
-İnternet… Olayın doğuş, oluş ve bitiş noktası. Seyahatlerimiz öncesindeki planlamaların neredeyse tamamını internet üzerinden yapıyoruz. Gitmek istediğimiz yer için ulaşım, konaklama ve diğer rezervasyonlar olsun, oraya ait bilgiler ve fotoğraflar olsun tamamını internet sayesinde yapıyor veya elde ediyorum.
–İnterneti, seyahati planlarken kullandığımız gibi, oralardayken de yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Akıllı telefon ve tablet başta olmak üzere yanımıza aldığımız diz üstü bilgisayar sayesinde bilgilere kolayca ulaşarak işlem yapabiliyoruz. Bu bazen bir adres, biletleme, bir alışveriş, bazen de bir banka işi olabiliyor. Özellikle son dönemde seyahatler için oluşturulmuş harika uygulamalar mevcut. Çevrimdışı haritalar, para çeviriciler, fotoğraf uygulamaları, sözlükler, mekan bilgi ve yorumları içeren uygulamalar gibi birbirinden kullanışlı uygulamaları çok sık kullanmaktayız.
-Sadece hayatımızı kolaylaştırdığı için değil, olası bir acil durumu gidermek için de internet çok önemli. Seyşeller’in Praslin Adası’nda, gece yarısı boğazımdan sokan çıyandan ötürü acil servisin numarasını bulabilmem gibi 😊
–İnternet yanında, fotoğraf ve videolar için teknolojiden fazlasıyla faydalanmaktayız. Başta fotoğraf makinesi olmak üzere, drone ve aksiyon kameraları sayesinde seyahatlerimiz ölümsüzleşiyor.
-Yukarda belirttiğim cihazları tekrar şarj edebilmek için, harici batarya (powerbank) kullanıyoruz.

Öncelikle bu harika bilgiler ve fotoğraflar için teşekkür ediyorum sizlere. Özellikle Mete’ye 🙂
Sizin bir de sosyal medya hesaplarınız var yukarıda ilk etapta paylaşmıştım ama burdan açık haliylede paylaşalım; “http://izinthengit.com/” web sayfanız ve “@izinthengit” instagram hesabınız.
Okuyucularıma bu hesapları takip etmelerini tavsiye ediyorum. Arkadaşlarımı takip etmek çok kolay değil benden söylemesi 😀 Çünkü yerlerinde hiiiç durmuyolar….
İyi ki geldiniz, konuğum oldunuz… ilk fırsatta bence toplu gezilerde planlamalısınız, ilk sıraya beni yazın lütfen, gezmeyi çok özledim 😉
Özlem & Melih & Mete Daşgın
Ezgi Arzu YURDAKÖK
