Kovid 19 sebebiyle neredeyse bir aydan fazladır evlerimizdeyiz. Her ne kadar dış çevreyi özlemiş olsakta, sevdiklerimizle yani ailelerimiz ve çocuklarımızla birlikte olmak gibisi yok bence. Dönemin hem anne-babaları hem de çocukları çok şanslı. Çünkü birlikte çok uzun vakit geçirme şansı yakalamış oldular. Belki de ilk defa aile bireyleri birbirlerini tanıma fırsatı buldu bu süreç içerisinde.
Sevgili anne-babalar, hangi dersi çocuğunuz daha çok sever ya da ilgi duyar, ne yapmaktan daha uzun süre zevk alır, yemek yapmaya yeteneği var mı yoksa daha çok tadım aşamasında mı başarılıdır? Belki de evinizden bir gurme çıkacaktır, bir aşçı yada sanatsal ruhunu yakalamış olabilirsiniz çocuğunuzun. Size bir ipucu vereyim çocuğunuzun online derslere yada videolara nasıl hazırlandığından yada ders sonrası ara verdiğinde onunla konuşmalarından nelere daha olumlu baktığını, hangi dersi, neyi sevip sevmediğini keşfedebilirsiniz ve çocuğunuzu o yolda yönlendirebilirsiniz.
Çocuklarınıza içsel motivasyon kazandırmak için harika fırsat uzaktan öğretim süreci. Bunu mutlaka çocuğunuzda kazandırmaya çalışın ki gelecekte başarılı olmasının en önemli adımı atılmış olsun. Maalesef biz öğretmenlerin en çok yakındığı konu yeni nesil helikopter ebeveynlerin çocuklarına hiçbir şey yaptırmamaları ve çocukları yerine tüm sorumluluğu kendi üzerlerine almaları. Çocuklar eşyalarını nasıl toplamaları gerektiğinden tutunda, neyi ne zaman yapmaları gerektiği kararını veremiyorlar, hatta selam veren, hal hatır soran öğrenci yok denecek kadar az. Kendini ifade edemiyor bir çoğu…
Lütfen bu karantina döneminde çocuklarınıza sorumluluk verin. Sorumluluk sayesinde kendilerine olan özgüvenleri gelişecek olan çocuklar, hayata daha sağlam asılırlar ve dolayısıyla da daha başarılı olurlar. Sorumluluk sahibi olan birey kendini gerçekleştirmek için kendinin bilincinde olacaktır ve doğru adımlar atacaktır. Yanlış yaptığı durumlarda da sorumluluğu kendi üzerine alma becerisi gösterecektir.
Çocuklarınıza yapabilme özgüveni aşılayın. Bence bir çocuğa verilebilecek en büyük destek ve değer “yapabilirsin!”. Size şöyle bir örnek vereyim; ben çocukken çalışan bir anne ve babam vardı. Liseye başladığımda bana okula kendim gidip gelebileceğimi söylediler. Okuluma ya yürüyerek ya da otobüsle gidip geliyordum. Ev ve okul arası 4 duraktı. (Evet çok uzak değil ama o yaştaki bir çocuk için inanılmaz bir özgüven. Kendim gidip geliyorum eve! Otobüs biletim var. 🙂 Büyük şeyler bunlar bir ergen için:) ) Sonra birkaç ay geçti ve annem bundan sonra evin faturalarını benim yatıracağımı söyledi. Evet bana belli bir miktar para vereceklerdi ben o paraya sahip olup okula gidecek öğlen çıkışta bankaya gidecek ve faturaları yatıracak, dekont ve para üstü alacak ve eve getirecektim.İnanılmaz bir güven duygusu yüklüyordu bunları başarmak. Şimdi bakıyorumda bir çok aileye bunu anlatsam gözlerini açıp dinlerler ve asla lise hazırlık sınıfına giden 13-14 yaşındaki çocuklarından bunu istemezler. Çünkü öyle şeyler duyuyorum ki bazı çocukların önüne yemekleri hatta suları gidiyor, “Susamışsındır su iç!” diye. Başka bir örnek vereyim maalesef görmekten üzüntü duyduğum başka bir olayda ortaokul velilerinin öğrenci çantalarını okula getirmeleri, dolaplarını düzenlemeleri. Hatta haftasonu için cuma günleri okul çıkışına gelerek çocuğunun sınıf arkadaşlarına haftaya ödevler neler, sınavlar nerden nereye, hangi kitaptan sınav gibi sorularla çanta hazırlamaları. Bu çocuğa hiç bir sorumluluk verilmez ise nasıl var olacak? Bırakın bir ödevi yapmasın, öğretmeni düşük not versin yada bir sınavdan düşük alsın ama sorumluluk kazansın.
Ben 3.5 yaşıdaki oğluma evde verebileceğim her sorumluluğu veriyorum. Bir durum karşısında yapamayacağını düşünür ve bunu ifade ederse “Yapabilirsin!” diyoruz. Gerçekten yapamazsa da “evet bazen bende yapamıyorum ama olsun bir daha dene.” ifadeleri ile desteklemeye ve tekrar heveslendirmeye çalışıyoruz. Mesela biz oğlumla mutfakta yemekte yapıyoruz ( yemeğin baharatlarını ekleyebiliyor, bazende benim soyup doğradığım patatesleri tencereye atıyor, kek yaparken malzemeleri ekliyor, kurabiye yaparken şekil veriyor.), sofrayı hazırlarken kendisi gelip “Çatal , kaşığı ben götürebilir miyim?” diyor bizde tabii ki diyerek dikkatli olmasını öğütlüyoruz ve kaç tane çatal, kaşık alması gerektiğini sayarak çekmeceden alıyoruz. Çamaşır asarken bile makineden çıkarma ve asmada yardımcı oluyor (kendince tabii 🙂 )Ama bütün bunları okadar kendine güvenerek ve büyük adam edasıyla yapıyor ki. Çünkü “sen dur yapamazsın” , “sen küçüksün” gibi cümleler hiç duymadı ne babasından ne benden.
İçinde bulunduğumuz bu karantina dönemine “Kuluçka” dönemi diyor pek çok eğitim bilimci. Çocuklarımızı geleceğe hazırlarken; onlara ve yapacaklarına güvenerek olumlu bir şekilde hazırlanmak ve hazırlamak sadece bizlerin elinde. Korkmayın onlara sorumluluk vermekten!
İşte sırf bu sebeplerden dolayı bile ben karantinaya olumlu bakıyorum. Sadece aile bireylerini değil aslında kendimizide çok iyi gözlemleyebiliriz. Nelerden çabuk sıkılıyoruz, aslında hiç aklımıza gelmeyen hangi yönümüzü eksik buluyoruzda bu eksikliğimizi gidermek için sosyal medyada ya da internette aramalar yapıyoruz. O kadar çok online ve ücretsiz eğitim şansı var ki! Kendimizi geliştirmeyi de ihmal etmeyelim ki çocuklarımıza da faydalı birer ebeveyn olabilelim.
