
30 Ağustos 1922 tarihinde Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un bu yıl 98.yılın kutluyoruz. Bu zafer Türk Milletinin yeniden hayata dönüşünü göstermesinin ötesinde aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturmuştur.
Büyük Taarruz 1922 yılında 26 Ağustos’u 27’sine bağlayan gece Afyon’da başlayarak dört gün sürmüştür. Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal’in bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde bozguna uğratılarak Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır. Türk milleti için milli varlığımızın ve birliğimizin göstergesi olmuştur.
Savaşa katılan Türk ordusundaki asker sayısı 207 bin civarında iken, Yunan askeri sayısı ise yaklaşık 225 bindi. 26 Ağustos gecesi Afyon’da başlayan Büyük Taarruzu Mustafa Kemal, bizzat kendisi yönetti. Mustafa Kemal, kazanılan bu zaferin ardından Türk askerlerine “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” talimatını verdi. Bu emir doğrultusunda üç koldan ilerleyen Türk ordusu; 1 Eylül’de Uşak’ı, 2 Eylül’de Eskişehir’i, 6 Eylül’de Balıkesir ve Bilecik’i, 7 Eylül’de Aydın’ı, 8 Eylül’de Manisa’yı geri aldı. İşgalci askerlere son darbe ise İzmir’de vurulacaktı. Çanakkale ve Sakarya savaşlarında işgalci güçler geri püskürtülürken, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ilk kez zaferle sonuçlanan taarruz savaşı olarak tarihe geçti. 30 Ağustos 1922 yıllarca süren Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlandığını müjdeleyen bir tarih olarak da kayıtlara geçti.
Eşit şartlar altında olmayan bu savaş, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın öngörüsü ve muhteşem askeri dehasının sonucu olarak zaferle sonuçlanmıştır.
Peki Büyük Taarruz neydi ve önemi nedir?
Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere net bir şekilde son darbeyi vurmasını ve Anadolu’dan atmak için Mustafa Kemal’in keskin öngörü ve zekasının ile düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20 Temmuz 1922’deki oturumunda Mustafa Kemal Paşa’ya dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilmiştir. Zaten Mustafa Kemal taarruz kararını haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü.
Büyük Taarruz, yaklaşık 200 yıldan beri Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan ilk taarruz savaşıdır. Çanakkale ve Sakarya’da Türk zaferi, hücum eden düşmanı durdurmakla sınırlı kalmıştır. Oysa Başkumandan Meydan Muharebesi’nde düşman ordusu topyekûn yok edilmiş, yaklaşık 150.000 kilometrekare alan 14 gün gibi kısa bir sürede ele geçirilmiştir.
Zafer, Yunan işgaline son vererek Kurtuluş Savaşının kesin bir askeri sonuca ulaşmasını sağlamıştır. Böylece Türk tarafı Lozan’da önemli bir diplomatik avantajla katılmış, askeri durumun barış görüşmelerinde aleyhte pazarlık kozu olarak kullanılmasını önlemiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu hareketi üzerindeki önderliği bu zaferle pekişmiş, böylece zaferden sonra kurulacak olan siyasi düzenin temelleri atılmıştır.
İlk olarak 30 Ağustos 1924 yılında Dumlupınar’da Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in katıldığı bir törenle “Başkumandan Zaferi” adıyla kutlanmıştır. Başkumandan Zaferi 1926’dan sonra Zafer Bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır.
Atatürk’ün 30 Ağustos 1924’te yaptığı tarihi konuşmanın son kısmında gençlere şöyle seslenmektedir:
“Efendiler! Son sözlerimi özellikle memleketimizin gençliğine yöneltmek istiyorum:
Gençler! Cesaretimizi destekleyen ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve anlayış ile, insanlık yüksek karakterinin, vatan sevgisinin, düşünce hürriyetinin en kıymetli örneği olacaksınız. Ey yükselen nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.”
Ünlü şairi Nazım Hikmet Ran, Büyük Taarruz Zaferini anlattığı ünlü şiiri ile savaşın başlangıcını şöyle tasvir etmektedir;
“Dağlarda tek, tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu. Paşalar: “Üç” dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı.”

Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutluyorum…
Ezgi Arzu YURDAKÖK
